Sakine Cansız infazını nasıl okumalı?
Sakine Cansız infazını nasıl okumalı?
PKK’nın kurucu üyelerinden Sakine Cansız PKK içindeki Kürt Alevi yapılanmanın önde gelenlerinden biridir. PKK içindeki Alevi-Sünni çatışması, diğer adıyla Urfalılar-Dersimliler çatışması öteden beri bilien bir çatışmadır. PKK taban itibariyle sünni tavan itibariyle Alevilerin ağırlıkta olduğu bir yapıdır. Bu zaman zaman PKK içinde kanlı infazların yolunu da açmıştır.
Abdullah Öcalan’ın devreye barış için devreye girdiği dönemlerde PKK’nın içindeki dersimliler grubu bu girişimlere genelde karşı çıkmıştır. Örneğin 1999 yılında Öcalan PKK unsurlarına çekilin talimatı verdiğinde dersimliler buna karşı çıkmış bunların bir kısmı da çekilmemiştir.
Yine 2011 de Öcalan Türk-Kürt tarihinin en büyük barışına hazırlanıyoruz dediğinde PKK içindeki dersimliler grubunun yönlendirmesiyle Silvan saldırısı yapılmış süreç baltanmıştı. PKK’nın batı ve karadeniz yayında etkinliği belirgin bir şekilde devam eden bu grubun PKK ile yapılacak barış görüşmelerini sabote etmesi her an mümkündür.
Bu nedenle 2009 yılından bu yana PKK sınır dışına çekimeden barış görüşmeleri yapılmaz diyorum. Bu nedenle son İmralı görüşmelerinden oldukça umutsuzum. PKK’nın iç sorunlarını çözmeden Türkiye ile masaya oturması oldukça problemli ve sancılı bir süreç demektir.
İşte Sakine Cansız cinayeti tam bu keşmekeşin kesiştiği noktada ortaya çıktı. Sakine Cansız, örgüt içinde Mustafa Karasu ve Duran Kalkan ekibine yakın ama pasifize edilmiş bir örgüt lideriydi. Bu yönüyle de onun infaz edilmesi Duran Kalkan ve Mustafa Karasu ekibine verilmiş net bir mesajdır.
Mesajın anlamı şu: Barış sürecini kabul edip devletin önerdiği plana göre Avrupa’ya gelirseniz Sakine Cansız gibi infaz edilmeyeceğinizin garantisi yoktur. Bu nedenle savaşa devam.
Bu infazi örgüt içi bir infaz gibi görünmekle birlikte özellikle Paris’te daha önce de benzer infazlar yapmış İran istihbaratının işi olma olasılığı da vardır.
İnfazın arkasında kim olursa olsun mesaj PKK liderlerine veriliyor ve çok net: “Örgütü bırakıp Avrupaya gelirseniz infaz edilmeyeceğinizin garantisi yok.”
O halde bu cinayetten yola çıkarak şu değerlendirmeyi yapabiliriz:
1) Muhtemel barış olasılığı giderek artıyor ve bu da üçüncül aktörleri, İran, Suriye vb gibi, oldukça rahatsız ediyor. Paris’te infaz yaparak Örgüt liderlerine Avrupa’ya gelmeyi kabul etmeyin diyor.
2) PKK içinde barış olasılığına karşı ciddi bir yarılma yaşanıyor ve bu yarılma infazlara kadar gidiyor
3) Eğer infazların barış süreciyle ilgisi yoksa –ki bu da pekala mümkün- örgüte yönelik Avrupa’ya yapılan operasyonlar nedeniyle bir iç tartışmanın sonucu olabilir. Özellikle Fransa’da yapılan operasyonlarda örgüt üyelerinin birbirlerini Fransız güvenlik makamlarına ajanlık yapmakla suçladıklarını biliyoruz. Fransa’da örgüte yönelik operasyonlarda bir çok kişi tutuklanırken örgütün kurucularından Sakine Cansız’ın elini kolunu sallaya sallaya kamuya açık bir kurumda yöneticilik yapması onu örgüt içinde “ajan” durumuna düşürmüş olabilir. Örgüt’te “ajan”ın cezası infazdır…
Sonucu itibariyle Sakine Cansız’ın infazı hem örgüt içinde bir çatlamaya neden olabilir. Hem de İmralı sürecine yönelik kuşkuların derinleşmesine neden olabilir.

1. ve 2. ihtimal tercihim; ülke olaraksa Almanya da olabilir bu işin içinde; gerçi galiba bu işin içinde olmayan yok. sabotajlar görülüyor: devlet kurumları önlemlerini sıkı tutmalıve kamuoyu daha büyük sabotajlar olursa yılmamalı; zaten de kamuoyu yine büyüklüğünü gösterecektir..
PKK’da değişim süreci mi başladı ?
10 Ocak 2013 Perşembe
Ülkemizin uzun süredir başını ağrıtan PKK terörü, bana öyle geliyor ki ustaca yapılan bir seri operasyonlarla, devletimizin menfaati çerçevesinde rayına oturtulmuştur.
Uzun zamandır başımızı ağrıtan ve çok başlı bir görüntü sergileyen bu terör odakları PKK başlığı altında, BDP, KCK, APO, Kandil şeklinde dört başlı bir yönetim şeklinde idi. Bugüne kadar olan seyre bakılırsa, bu dört başlığın 3 tanesi dış güdümlü, bir tanesi ise farklı bir tarzda sanki biraz daha “milli” politikalar üretiyordu.
APO, bir zamanlar Barzani ile aynı yolun yolcusu iken, Barzani içinde yaşadığı Irak devletini bölmeyi kabul ederek, şimdi yaşadığı saltanatı elde ederken, Apo Türkiye’yi bölmeyi kabul etmediği için, İsrail tarafından yakalanarak, Türkiye’ye teslim edilmiştir. Elbette ve tartışılmaz Apo, ülke insanımızın canına kast eden bir terör örgütünün başıdır ve bulunduğu hücreden daha kötü yerleri de hak etmektedir. Ancak, Apo Türkiye devletinin bir operasyonu ile değil, İsrail devleti tarafından paketlenerek bize vermesi ile hücreye konulabilmiştir.
Apo dışında kalan ve terör örgütü üzerinde yönetim gücü olan diğer 3 faktör, tamamen dış düşmanlarımızın emri ile hareket etmektedir. Özellikle Kandil, Karayılan emirleri dış düşmanlarımızdan aldığı konusunda tereddüt yoktur.
MİT-Milli İstihbarat Teşkilatı, ustaca yaptığı operasyonlarla, Apo’nun esas unsur olduğu konusunda, terör örgütünü toparlamıştır. Bu durum BDP’nin hiç hoşuna gitmemiştir ve BDP başkanının tepkileri bu yöndedir. Apo’nun ön plana çıkartılmaması için gayretli çalışmalara başlamışladır.
KCK ve Kandil ise, bu konuda hiçbir açıklama bile yapmayıp sanki Apo yokmuş gibi davranmayı tercih etmişlerdir. Kandil’in derdi, dışarıdan aldıkları emirlerle, Apo’nun tavsiyelerinin çakışmamasıdır. Kandil paraleli hareket eden ve ülkemizi kana bulayan operasyonları üstlenen KCK da, Apo’dan rahatsızdır.
Her şeye rağmen, BDP, KCK ve Kandil yıllardır, bu örgüte lider olarak lanse ettikleri Apo’yu silip atmaya da cesaret edemezler. Eğer, ”Artık Apo yok, lider olarak biz varız” derlerse, peşlerinde sürükledikleri aldatılmış Kürt halkına bu değişimi açıklamaları imkansız hale gelecektir.
Süreç başlamıştır, terör örgütü ve aldatılmış yandaşları ya Apo ile yola devam edecekler, ya da 2 belki de 3 parçaya bölünerek yok olacaklardır. Belki de ilk defa dış düşmanlarımızın bilhassa İsrail’in planları sekteye uğramıştır.
Aslında, İsrail ve Amerika güdümünde görünen PKK belasında bile, Amerika’nın İsrail güdümündeki kısmı ile, sadece Amerikan milliyetçisi olan bölümü şiddetli bir çekişme içindedir. Bu konuyu daha önce uzun uzun yazmıştım. Amerika’nın vatanseverleri ile İsrail, Türkiye’de savaşmaktadırlar diye… Amerika devletini, İsrail’in acımasız istismarından kurtarmak isteyenler Ak parti’ye destek verirken, İsrail’in güdümündeki Amerikalı yetkililer, Türkiye’de geriye kalan tüm odaklara destek vermektedirler.
İhtimallere bakarsak ;
1- PKK parçalanacaktır. Bir tarafta Apo kalırken, diğer tarafta BDP, KCK ve Kandil olacaktır. Bu parçalanma bu acımasız terör örgütünün de sonu olacaktır. Bu ihtimalde, Apo’nun BDP alternatifi bir siyasal yapılanması da başlayabilir.
2- BDP, KCK ve Kandil parçalanmamak için Apo’ya “evet, o bizim liderimizdir” diyeceklerdir ki, bu durumda PKK İsrail güdümünde çıkarılmış olacaktır. Bu ihtimalin sonunda, devlet bir takım olabilecek sınırlardaki hakları tanıyarak, silahlı terörün önünü kesecektir.
Her iki ihtimalin sonucunda da, Kürt halkı kendini aldatanların birbirleri hakkında söyleyeceği sözlere bakarak, ne büyük hata, gaflet ve ihanet içinde olduklarının idrakine varacaklardır.
Bu şartların oluşmasında, Sayın Başbakanımızın ve Sayın Hakan Fidan’ın emekleri büyüktür, şükranlarımı arz ederim.
oncelikle bu infazin silah birakma gorusmeleri baslayacakken olmasinda dikkat ceken husus cinayet profesyonelce
yapilmis olmasi gosteriyorki fransa istihbarati yapmistir cunku cansiz onlar icin calisiyordu boylece cansiz konusursa fransa acik olacak ve bir tas da iki uc kus var derim bu olayda sabotaj dahil
apo gibi bencil ve megoloman birinin çıkarsız adım atmayacağı aşikar.ben 94 yılında med tv de askerlerine eşşekoğlu eşşek diyen bir bencilin bu gün barış havarisi kesildiğine asla inanmam.apo kendi canı için herşeyi yapar.kirlettiği kadınlar karşı çıkınca hemen ajan damgası vurardı.avrupa sorumlusu kani yılmazı öldürmelerinin temel nedeni onun kendisinden daha popüler ve kültürlü oluşuydu aynı mehmet şener gibi.kani yılmaz 4.kongrede savaşın anlamsızlaştığını dedi diye aponun avukatı olan ve kandile helikopterle giden mahmut şkar tarafından ispiyonlandı nedeni savaşa karşı gelmesi peki bu gün ne olduda o insanların 2004 yılında öngördüğü ihanet oluyordu bu gün barış oluyor.vicdanı olan herkes bu oyunu görmeli
ihanete dikkat derin pkk ve derin devlet anlaştı olan biz kürtlere olacak.